27 Kasım 2012 Salı

Şinasi'nin "Münacaat" şiirinin beyitleri ve açıklamaları


MÜNÂCAAT

Hak Teâlâ azamet âleminin pâdişehi
Lâ-mekândır olamaz devletinin taht-gehi (1)

Hâsdır Zât-ı İlâhisine mülk-i ezelî
Bî-hudûd anda olan kevkebe-i lem-yezeli (2)

Eser-i hikmetidir yerle göğün bünyâdı
Dolu boş cümle yed-i kudretinin îcâdı (3)

İzzet ü şânını takdis kılar cümle melek
Eğilir secde eder pîş-i celâlinde felek (4)

Emri vech üzre yer eyler gece gündüz hareket
Değişir tâzelenir mevsim-i feyz ü bereket (5)

Pertev-i rahmetinin lem'asıdır ayla güneş
Tâb-ı hışmından alır alsa cehennem âteş (6)

Şerer-i heybet-i ulviyyesidir yıldızlar
Anların şûlesi gök kubbesini yaldızlar (7)

Kimi sâbit kimi seyyar be-takdîr-i Kadîr
Tanrı'nın varlığına her biri bürhân-ı münîr (8)

Varlığın bilme ne hâcet küre-i âlem ile
Yeter isbâtına halk ettiği bir zerre bile (9)

Göremez zâtını mahlûkunun âdî nazarı
Hisseder nûrunu amma ki basiret basan (10)

Vahdet-i zâtına aklımca şehâdet lâzım
Can ü gönlümle münâcât ü ibâdet lâzım(11)

Neş'e-i şevk ile âyâtına tapmak dilerim
Anla var Hâlik'ima gayri ne yapmak dilerim (12)

Ey Şinâsî içimi havf-ı İlâhî dağlar
Sûretim gerçi güler kalb gözüm kan ağlar (13)

Eder isyanıma gönlümde nedâmet galebe
Neyleyim yüz bulamam ye's ile afvım talebe (14)

Ne dedim tövbeler olsun bu da fi'l-i şerdir
Benim özrüm günehimden iki kat bed-terdir (15)

Nûr-ı rahmet niye güldürmeye rû-yi siyehim
Tanrı'nın mağfiretinden de büyük mü günehim (16)

Bî-nihâye keremi âleme şâmil mi değil
Yoksa âlemde kulu âleme dâhil mi değil (17)

Kulunun za'fına nisbet çoğ ise noksanı
Ya anın kahrına galib mi değil ihsanı (18)

Sehvine oldu sebeb acz-i tabiî kulunun
Hem O'dur âlem-i ma'nîde şefî'i kulunun (19)

Beni afvetmeğe fazl-ı ilâhîsi yeter
Sanma hâşâ kerem-i nâ-mütenâhîsi biter (20)

Şinâsi

AÇIKLAMASI:
1- Allah ululuk âleminin padişahıdır. O'nun devletinin taht yeri yoktur. Çünkü Allah "mekândan münezzeh"tir, belli bir mekânı yoktur.

2- Ezelden beri varlığını sürdüren bu evren O'nun ilâhî zatına özgüdür. Bu âlem sonsuz, yıldızları da sınırsızdır.

3- Yeryüzü ile gökyüzünün yaratılması O'nun yaratıcı gücünün eseridir. Hayat belirtisi olan veya olmayan bütün âlemlerin yaratılması O'nun kudreti iledir.

4- (Ey ulu Rabbim!) Senin yüceliğini ve ululuğunu bütün melekler takdis eder, âlem Senin büyüklüğün önünde eğilir, secde eder.

5- Dünya O'nun emri doğrultusunda hareket eder, gece ile gündüzün oluşması, bolluk ve bereket mevsimlerinin değişmesi ve yeniden canlanması gene O'nun emri iledir.

6- Ay ile güneş rahmet ışığının parıltısıdır. Cehennem ateş alırsa O'nun hışmının ateşinden alır.

7- Yıldızlar, O'nun görkemli heybetinin kıvılcımıdır, bu yıldızların ışığı gökyüzünü yaldızlar.

8- Tanrı'nın takdiri ile kimi hareketli kimi hareketsiz bu varlıkların her biri O'nun varlığına açık bir delildir.

9- O'nun varlığını bilmek için âleme bakmaya ne gerek var, yarattığı bir zerre bile O'nun varlığını isbata yeter.

10- O'nun zatını yarattıklarının sıradan bakışı göremez, ancak gönül gözü açık olanlar nurunu algılayabilir.

11 - Zatının birliğini aklımca doğrulamak gerek, can ve gönülden (yalvarıp) yakarıp, ibadet etmek gerek.

12- Gönül dolusu şevk coşkusu ile âyetlerine tapmak dilerim. Rabbim'e ne yapmak, nasıl yakarmak istediğimi artık anla.

13- Ey Şinâsi, içimi Allah korkusu dağlar, her ne kadar yüzüm gülerse de gönül gözüm kan ağlar.

14- İsyanıma gönlümde pişmanlık ağır basar; ne yapayım, üzüntü ile bağışlanmamı istemeye yüz bulamam.

15- Ne dedim, tövbeler olsun, bu da bir kötü iştir. Benim özrüm günahımdan iki kat daha beterdir.

16- Allah'ın rahmetinin nuru kara yüzümü niçin güldürmesin, benim günahım Allah'ın bağışlama gücünden büyük müdür?

17- O'nun sonsuz cömertliği âlemi kaplamıyor mu, yoksa yaratmış olduğu kullar bu âleme dahil değil mi?

18- Kullarının zaaflarına oranla kusurları da çoktur. Ancak O'nun bağışlama ve yardım gücü kahrına üstün değil mi?

19- Kulunun hatalarına, onun yaratılıştan gelen zayıflığı sebep oldu. Hem (zaten) mânâ âleminde kulun bağışlanmasına vesile olacak olan da o(nun bu zayıflığı)dur.

20- Beni bağışlamaya O'nun İlâhî fazileti yeter, çünkü sonsuz keremi, hâşâ, biter sanma.

(Bu şiir ve açıklaması Büyük Türk Klâsikleri, 8/330-31'den alınmıştır. Ötüken-Söğüt, İst. 1988)

27 Ağustos 2012 Pazartesi

TANZİMAT EDEBİYATI AKIMLARI


TANZİMAT EDEBİYATI AKIMLARI

Ortak görüşte olan yazarların birlikte belirledikleri kurallar doğrultusunda eserlerini yazmalarıyla ortaya çıkmış edebi anlayışlardır. Edebiyat akımlarının kaynağının oluşmasında toplumların sosyal, bilimsel ve siyasi gelişmeleri etkili olmuştur. Genellikle birbirlerine tepki olarak ortaya çıkmışlardır.

KLASİSİZM
  • 17.yy ortalarında ortaya çıkmıştır.
  • Fransa'da ortaya çıkan bir edebiyat akımıdır.
  • Akla ve sağduyuya önem verilir.
  • İnsanların iç dünyasına saygı göstermek esastır.
  • Konularını eski Yunan ve Latin edebiyatından alırlar.
  • Kahramanları seçkin kişilerdir. Sıradan insanlara eserlerinde yer almaz.
  • Konu önemli değildir. Önemli olan konunun işleniş biçimidir.
  • Dil ve üslup kusursuzdur. Dil açık, yalın ve soyludur.
  • Sanat, sanat içindir görüşünü savunurlardır.
  • Sanatçı eserde kişiliğini gizler.
  • Bu akımla yazılan tiyatro eserlerinde üç birlik kuralı (olay, zaman, mekan)'na uyulur.
  • Bu akımın en önemli temsilcileri: MoliereCorneilleRacineLa FontaineDaniel Defoe, N. Boileau, Fenelon...
  • Türk edebiyatında ise Şinasi ve Ahmet Vefik Paşa 'dır. Şinasi'nin La Fontaine'den; Ahmet Vefik Paşa'nın da Moliere den yaptığı çeviriler bu açıdan önmlidir.


ROMANTİZM

  • 1830 Yıllarında Fransa'da ortaya çıkmıştır.
  • Klasizme tepki olarak oluşmuştur.
  • Konularını tarihten ve günlük hayattan alınır.
  • Tabiat önem kazanmıştır (sadece fon olarak kullanıldı, sembolize edilmedi).Gözlem ve tasvire önem verildi.
  • Dil Sanatlı ve süslüdür.
  • Akıl yerine duygulara ve hayallere önem verirler.
  • Sanatçılar eserlerinin kendilerini gizlemediler.
  • Sanat toplum içindir görüşünü benimsemişlerdir.
  • Konular işlenirken iyi-kötü, doğru-yanlış, güzel-çirkin gibi zıtlıklardan yararlanırlar.
  • Üç birlik kuralı uygulanmaz.
  • Temsilcileri: ShakespeareLord ByronGoetheSchillerJean Jacques RousseauLamartineVictor Hugo, Aleksandre Dumas Pere, Alfred de Musset, Aleksandre Puşkin...



NATÜRALİZM

  • 19. yy'ın ikinci yarısında Fransa'da ortaya çıkmıştır.
  • Realizm'e tepki olaak değil, yetersiz gördükleri için ortaya çıkmış bir akımdır.
  • Determinizm anlayışını romana getiren akımdır.
  • Determinizm: tabiat olaylarında aynı sebepler aynı sonucu doğurur.
  • Natüralistler, Determinizmi topluma uyguladılar.
  • Amaç: eserlerdeki olay ve kişileri bir bilim adamı gibi deneysel yöntemlerle incelemek ve incelerken de çirkin, iğrenç olayları bile hiç çekinmeden (her ayrınıtısını) anlatmaktır. Bu yüzden gözlem ve tasvir çok önemlidir.
  • Toplum büyük bir laboratuar, insan deney konusu, sanatçı da bilim adamı sayıldı.
  • İnsan kişiliğini anlatabilmek için içgüdilerden,soya çekim yasalarından ve toplum biliminden (sosyoloji) yararlandılar.
  • Yazar eserde kişiliğini gizler.
  • Sanat toplum içindir görüşü vardır. Bu yüzden herkesin anlayabileceği bir dil kullanılmıştır.
  • Temsilcileri: Emile Zola, Guy De Maupassant, Alphonse Daudet, John Steinbeck, Concourt Kardeşler...
  • Türk edebiyatında ise; Hüseyin Rahmi GürpınarNabizade NazımBeşir Fuat

TANZİMAT EDEBİYATINDA TİYATRO



TANZİMAT EDEBİYATINDA TİYATRO

  • İlk defa tiyatro bu dönemde ortaya çıkmıştır.
  • İlk tiyatro eserini Şinasi yazmıştır. Eserinin adı Şair Evlenmesi'dir.
  • İlk sahnelenen oyun Namık Kemal'in ''Vatan Yahut Silistre''sidir.
  • İlk dönem tiyatro bir eğitim aracı olarak kullanıldı.
  • İkinci dönem tiyatro eğlence aracı olarak kullanıldı; fakat bu dönem tiyatroları oynanmak için değil okunmak için yazıldı.
  • İkinci dönem tiyatro alanındaki en büyük isim Abdülhak Hamit Tarhan'dır.



TANZİMAT EDEBİYATINDA ELEŞTİRİ


TANZİMAT EDEBİYATINDA ELEŞTİRİ

  • Namık Kemal ile Ziya paşa arasındaki Tahribi harabat, Takip ile Harabat çatışmasıdır. Ziya Paşa, Şiir ve inşada savunduğu Halk edebiyatını, ''Harabat'' adlı Divan edebiyatı antolojisinde yerin dibine sokmuştur. Divan edebiyatını övmüştür. Buna karşılık Namık kemal onu eleştimiş ve Tahrib-i Harabat ile Takip'i yazmıştır.
  • Muallim Naci ile Recaizade Mahmut Ekrem arasındaki Demdeme-Zemzeme (kafiye göz için mi kulak için mi) tartışması da buna örnek olarak verilebilir. Eski tarftarı olan Muallim Naci: kafiye göz içindir'i savunmuştur. Yeni taraftarı Recaizade Mahmut ekrem: kafiye kulak içindir'i savunmuştur.


TANZİMAT EDEBİYATINDA ROMAN VE HİKAYE ÖZELLİKLERİ


TANZİMAT I. DÖNEM ROMAN VE HİKAYE

  • Teknik açıdan eserler kusurludur.
  • Romantizmden etkilenilmiştir.
  • Konu olarak genellikle yanlış batılılaşma işlenmiştir.
  • Yazarlar romanın akışını kesip, konu ile ilgili kendi düşüncelerini savunmuşlar ve bu şekilde okuyucuya ders vermeyi amaçlamışlardır.
  • Karakterler tek yönlü olarak seçilmiş iyiler daima iyi,kötüler daima kötüdür.
  • Eserlerin sonunda iyiler kazanır ve ödülünü alır, kötüler de kaybeder ve cezalandırılırdı.
  • İlk görüşte aşk, abartılı konular, olağan dışı rastlantılara yer verilmiştir.


TANZİMAT II. DÖNEM ROMAN VE HİKAYE

  • Tanzimat ikinci dönemin sanatçıları birinci döneminkilere göre daha başarılı olmuştur.
  • Konu olarak duygusal ve acıklı şeyler işlenmiştir.
  • Reailizm ve naturalizm akımları etkili olmuştur.
  • Gözleme dayalı gerçekçi betimlemeler yapılmıştır.
  • Abartılı konular seçilmemiş ve olağan üstü raslantılardan kaçınılmıştır.
  • Olayların akışını kesmemeiş ve kendi fikirlerini öne sunamamışlardır.
  • Konularda genellikle esirlik ve cariyelik işlenmiş; yer olarak ise İstanbul'un zengin kesimi seçilmiştir.


TANZİMAT 1 - 2. DÖNEM KARŞILAŞTIRMASI


BİRİNCİ DÖNEM TANZİMAT EDEBİYATI (1860-1876)

  1. Divan edebiyatının anlaşılamazlığından kutulmak ve Batılı edebiyatını Türk edebiyatına uygulamayı istemişler fakat biçim yönüyle Divan edebiyatından kopamamışlardır.
  2. Konu olarak; vatan, millet, hak, adalet, özgürlük gibi kavramlar ilk kez bu dönemde kullanılmıştır.
  3. İlk kez batılı anlamda esereler bu dönemde verilmiştir.
  4. İlk noktalama işaretleri bu dönemde kullanılmıştır.
  5. Edebiyattan toplumun bilinçlenmesi amacıyla yararlanılmıştır.
  6. ''Sanat toplum içindir'' görüşünü savunmuşlardır.
  7. Dilde sadeleşmeyi savunmuş, fakat bunda başarılı olunamamıştır.
  8. İlk kez roman, hikaye, tiyatro, gazete, makale, fıkra, eleştiri, anı ve bunun gibi birçok tür bu dönemde kullanılmaya başlanmıştır.
  9. Başlıca şairleri: Şinasi, Namık Kemal, Ziya Paşa, Şemsettin Sami, Ahmet Mithat, Ahmet Vefik.

İKİNCİ DÖNEM TANZİMAT EDEBİYATI (1876-1895)

  1. Bireysellik ön plana çıkmıştır.
  2. Sanat için sanat, görüşü benimsenmiştir.
  3. Dil ağırlaşmıştır.
  4. Siyasi baskıdan dolayı edebiyatçılar fikirlerini hürce savunamamış, eserlerinde kişisel duygularını ve düşüncelerini dile getirilmişlerdir.
  5. Konu olarak: Kölelik ve cariyelik işlenmiştir.
  6. Tiyatro metinleri oynanmak için değil okunmak için yazılmıştır.
  7. Roman ve hikayede realizm ve natüralizm akımları, şiirlerde ise romantizim akımının etkileri görülür.
  8. Gazetecilik, önemini yitirmiştir.
  9. Hece ile birlikte aruz kullanılmıştır.
  10. Divan edebiyatı nazım biçimleri bırakılmıştır.
  11. Şairler, güzel olan her şeyi şiirin konusu yapmışlardır. Bu yönüyünden dolayı Servet-i Fünun şiirinin alt yapısını oluşturmuştur.
  12. Roman ve öykü yazmada birinci döneme göre daha başarılı ürünler verilmiştir.
  13. Bu dönemde ürünler veren Muallim Naci, Dinav edebiyatının tek savunucusudur.
  14. Başlıca şairleri: Recaizade Mahmut Ekrem, Abdülhak Hamit Tarhan, Sami Paşazade Sezai, Muallim Naci, Nabizade Nazım.




TANZİMAT GAZETECİLİĞİ


TANZİMAT'A DOĞRU
Kanuni Sultan Süleyman döneminde, Fransa'ya Osmanlı devleti yardım etmiştir. Böylelikle Türk-Fransız dostuluğu başlamış ve Fransız kültürünün Osmanlıda yayılmasına neden oluşturmuştur.
Tanzimat Edebiyatı, Şinasi'nin Tercümal-i Ahval gazetesini çıkarmasıyla başlar. Abdülmecit döneminde Mustafa Reşit Paşa'nın Gülhane Park'ında okuduğu ''Tanzimat Fermanı''(3 Kasım 1839'da) ile siyasi hayatımızda, sosyal hayatımızda ve bu dönemde batının etkisinde kalan edebiyatamızada yeni bir dönem başlatmıştır. Bu ferman, Avrupadaki gelişmişliğin Osmanlıya da girmesi içeriklidir. Bu Yenilikler; genel olarak siyaset, idare, ve eğitim alanlarındadır.
Tanzimat ile birlikte batıdan bir çok düzyazı (nesir) türü (tiyatro, gazete, roman, çeviri vb.) edebiyatımıza girmiştir. Bu dönem yazarları edebiyat ile halkı eğitmeyi ve halka yapılan zulümleri (baskıları) ortadan kaldırmayı amaçlamışlardır. Eserlerini yalın dil ile yazılmışlardır (amaç; halkı bilinçlendirmek olduğundan eserler herkesce anlaşılabilir olması gerekir). Konu olarak vatan sevgisi, millet sevgisi, hürriyet kavramı, ve halk kavramı işlenmiştir.


TANZİMAT GAZETECİLİĞİ
Gazeteler her gün milyarlarca insanın okuyup üzerinde tartıştıkları yerel ya da ulusal haberlerin içinde bulunduğu yazıların toplandığı ve yayınlandığı yerlerdir.
Tanzimat döneminde düşünce, bilgi ya da fikrin kamuoyuna duyrulması için gazetelerden daha iyi bir araç yoktu. Bir çok kişinin fikirlerini belirtmesi yüzünden her ne kadar kısa süreli sürdürülmüş olsalar da o dönemde insanların bir çok konuda bilgilendirmiştir ve böylelikle istenilen amaca da ulaşılmıştır.
Gazeteler halkı bilgilendirmenin yanı sıra bir çok yeni edebi türlünde (Makale, fıkra, haber, röportaj, sohbet, mülakat, anı, gezi, şiir, inceleme vb.) edebiyatımıza girmesinde ve gelişmesinde etkili olmuşlardır.
Bu dönem gazetelerinin iki görevi vardır. Birincisi Padişahın isteklerini ve görüşlerini halka iletmektir. İkincisi ise halkı, siyasi ve gündemdeki olaylar hakkında bilgilendirmektir. Bu yüzden gazetelerde ikiye ayrılmıştır:
  1. Resmi Gazeteler
  2. Özel Gazeteler
Resmi gazeteler, Padişahın yurt içinde kamoyu oluşturması, imparatorluktaki gelişmeleri ve değişiklikleri batı dünyasına duyurmak, resmi duyuruların ve kabul edilen yasaların halk tarafından duyulmasını (öğrenilmesini) sağlamak için çıkarılmıştır. Makale içerikleri devletin görüşleri doğrultusundadır.
Özel gazeteler, devletten bağımsız kişilerce çıkarılan, fertlerin düşünce ve ihtiyaçlarını belirtmesinde etkili olan ve haberi ön plana çıkaran gazetelerdir. Bir övgü gazetesi değil, düşünce ve tartışma gazetesidir. Bu tür gazetelerde toplumdaki aksaklıklar ön plana çıkarılmış ve siyasi eleştiriler yapılmıştır.


TANZİMAT DÖNEMİNDE ÇIKARILAN GAZETELER


I-TAKVİM-İ VEKÂYİ ( 1831) (Olayların Takvimi)


  1. İlk Türkçe gazetedir.
  2. Resmi gazetedir.
  3. Dönemin padişahı II. Mahmut'tur ve gazete padişah desteklidir.
  4. Ülkede kamoyu oluşturmak hedeflenmiştir.
  5. Arapça, Ermenice,Farsça, Fransızca, ve Rumca dillerinde basılmıştır.
  6. Resmi ilanların yanında yurt içi ve yur dışındaki haberlere yer verilmiştir.


II-CERİDE-İ HAVADİS( 1840) (Olayların Gazetesi)


  1. İlk özel Türkçe gazetesidir.
  2. Devletten yardım almıştır. Bu nedenle yarı resmi bir yapıya sahiptir.
  3. William Churchill adında bir İngiliz tarafından çıkarılmıştır (1840).
  4. Sadece haber içeriklidir.
  5. İlk kez bu gazete ilanlara yer vermiştir. ilk ölüm ilanları bu gazetede yer almıştır.


III- TERCÜMAN-I AHVAL(1860) (Durumların Tercumanı)


  1. İlk özel Türkçe gazetedir.
  2. Tanzimat edebiyatının başlangıcı sayılmıştır.
  3. Agah Efendi ve Şinasi tarafından çıkarılmıştır.
  4. Bu gazete ilk özel gazete olmasından dolayı gazetecilik yönünden, Tanzimat edebiyatını başlatmasından dolayı ise edebiyat yönünden çok önemli bir yere sahiptir.
  5. Özel bir gazete olduğu için övgü gazetesi kesinlikle olmamıştır. Düşünme ve olayları eleştirme gazetesi olduğundan halkın sorunlarını da dile getirmiştir.
  6. Tefrika ilk bu gazetede yer almıştır.
  7. İlk kez edebi eserlerin yayımlandığı gazetedir.
  8. İlk yazılı tiyatro olan Şinasi'nin Şair Evlenmesi de (1860) tefrikalar (bölüm bölüm ayırıp her gün bir kısmını yayınlamak. ''Devamı yarın'' gibi) şekline yayınlamıştır.


IV- TASVİR-İ EFKÂR( 1862) (Fikirlerin Tasviri)


  1. Şinasi’nin çıkardığı bir gazetedir.
  2. İlk sayıdaki giriş bölümünde gazetenin amacının haber vermek, halkın kendi özgürlüğü için düşünmeyi, kendi sorunları üzerinde durmayı, öğretmek olduğu belirtilmiştir.
  3. Padişaha övgüler yağdırmayı bırakmıştır.
  4. Şinasi'den sonra gazetenin başına Namık Kemal geçmiştir.
  5. Namık Kemal de Avrupa ya gidince gazetenin başına Recaizade Mahmut Ekrem geçmiştir.
  6. Okuyucuların mektuplarını ve fikirlerini gazetede yayınlamışlardır.


Bu gazetelerin yanında bir çok gazete daha yayınlanmıştır;
Muhbir: Ali Suavi (1866-1867) ,Hürriyet: Ziya Paşa (1868–1870), İbret: Namık Kemal (1871), Diyojen: ilk mizahi dergi, Teodor Kasap (870), Devir: Ahmet Mithat (1872) Bedir: Ahmet Mithat (1872), Tercüman-ı Hakikat: Ahmet Mithat (1878), Hadika: Namık Kemal (1872), Sıraç: Ahmet Mithat (1873), Basiret: Namık Kemal ve Ziya Paşa (1869), Sabah: Şemsettin Sami (1876), Vakit: Ahmet Mithat (1875)


Sonuç olarak, Tanzimat ile birlikte Batıdan alınan edebi türler edebiyatımıza başarıyla uygulanmıştır. Basın ve yayın hayatının ilk adımları bu dönemde atılmıştır.




Türkiyedeki Çocuk Tiyatrosu

TİYATRO ÇOCUKLARIN CENNETİDİR GİRİŞ Sözün, hareketin, sesin, dilin ve görselliğin bir arada olduğu anlatım biçimi olan tiyatroyu ele al...